Sorry, the comment you entered is too long. Please shorten it.
You didn't enter anything. Please try again.
Sorry, we can't add your comment right now. Please try again later.
To add a comment, you need permission from your parent. Ask for permission
Your parent has turned off comments.
Sorry, we can't delete your comment right now. Please try again later.
You've exceeded the maximum number of comments that can be left in one day. Please try again in 24 hours.
Your account has had the ability to leave comments disabled because our systems indicate that you may be spamming other users. If you believe that your account has been disabled in error please contact Windows Live support.
Complete the security check below to finish leaving your comment.
The characters you type in the security check must match the characters in the picture or audio.
pasa este chat a todos los amigos de la red bueno espero verte pronto en este chat.. jajajaja http://xat.com/amigosyamigasdejesusbuscasparejamorano por favor mandalo es de un amigos de la red que nos ayuda a todos
Yerin seni çektiği kadar ağırsın Kanatların çırpındığı kadar hafif… Kalbinin attığı kadar canlısın Gözlerin uzağı gördüğü kadar genç…
Sevdiklerin kadar iyisin Nefret ettiklerin kadar kötü.. Ne renk olursa olsun kaşın gözün Karşındakinin gördüğüdür rengin…
Yaşadıklarını kar sayma: Yaşadığın kadar yakınsın sonuna Ne kadar yaşarsan yaşa Sevdiğin kadardır ömrün…
Gülebildiğin kadar mutlusun Üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin Sakın bitti sanma her şeyi Sevdiğin kadar sevileceksin
Güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer Ve karşındakilere değer verdiğin kadar insansın Bir gün yalan söyleyeceksen eğer Bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın
Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret Ve sevgiliye hasret kaldığın kadar ona yakınsın Unutma yağmurun yağdığı kadar ıslaksın Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak
Kendini yalnız hissettiğin kadar yalnızsın Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü Kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin İşte budur hayat İşte budur yaşamak bunu hatırladığın kadar yaşarsın Bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün Ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun …
Çiçek sulandığı kadar güzeldir Kuşlar ötebildiği kadar sevimli Bebek ağladığı kadar bebektir Ve her şeyi öğrendiğin kadar bilirsin Bunu da öğren ‘Sevdiğin kadar sevilirsin’…
(Bu saifenin hazırlanmasında, resimlerinden faydalanmasına izin veren ve
katkıda bulunan arkadaşım sayın ÖZLEM hanıma, teşekkürü borç bilirim.)
ORDU İLİ
Doğu kara deniz bölgesinin şirin illerinden olan ORDU, tarihi bakımdan çok eski yıllara
dayanır. ilin azda olsa taihçesini kısaca aktaralım.
ORDU İL HARİTASI.
İlin nüfusu 2007 adrese dayalı genel nüfus sayımına göre 715,409 kişidir. Bunun 358.856 i Kadın 356.553 i Erkek dir. Ordu Merkez ilçe 167.829 dir Merkez toplam ise Toplam 134.005 dir.
Ordu il merkezi 41° kuzey paraleli ve 37° ve 38° doğu meridyenleri arasında, Karadeniz Bölgesi'nin, Doğu Karadeniz bölümünde yer almaktadır. İlin kuzeyini Kuzey Anadolu dağlarının kıyı sıraları kaplamaktadır. Kıyılara yakın tepelerle başlayan bu dağlar içeri doğru gittike yükselir. Ordu, Giresun ve Sivas ilinin birbirlerine komşu olduğu kesimde 3.000 m yi bulur.
Tarih
1963 – 1964 yıllarında Dil Tarih ve Coğrafya Fakültesi Prehistorya Tarihi Kürsüsü Prof.I.Kılıç KÖKTEN’in Ordu ve ilçeleri civarında yaptığı arkeolojik kazı ve tetkiklere göre Ordu İli’nde yerleşmeye ve medeniyet eserlerinin verilmesine M.Ö.15 bin yıllarında başlanmıştır.Yine en eski yerleşme sahalarından biri de Mesudiye ilçesidir. Bu ilçe de Prehistorya ve daha sonraki eski tunç devrine ait bir çok buluntular ele geçmiştir.Bölgede dolayısıyla Hitit ve Frigler’inde hakimiyeti görülmektedir.
Ordu şehrinde ilk yerleşme M.Ö.7. yüzyılında Miletli Kolonistlerce başlatılmıştır. Miletli Kolonistlerce Kotyora ismi ile kurulan ilk şehrin yeri bugün kü Eskipazar civarında olduğu düşünülmektedir. Ordu toprakları Medler ve Perslerin yaşantısına da sahne olmuştur.M.Ö.400 yıllarında 10 binlerin Ric’atı sırasında Ordu’nun antik şehre gelişi ve meşhur Ksenefon’un nutuklarına sahne oluşu önemli bir olaydır. Helenistik, Roma, Bizanslıların hüküm sürdüğü kotyora zamanla önemini ve canlılığını yitirmeye başlamıştır. Selçuklu Türkleri (Danişmentliler, Hacı Emiroğulları gibi) Osmanlıların hakimiyeti altına geçen Ordu İli Cotyora’dan sonra 14. yüzyıl ortalarına doğru şehrin 4 km güneyinde bugünkü Eskipazar’da Bayramlı adıyla kuruldu.Bayramlı kasabası 18. yüzyıl başlarında eski canlılığını kaybedince batıda bucak adıyla yeni bir ilçe merkezi doğdu. Bucak adı 1869-1870’de (ORDU) adına çevrildi. Bu yeni ilçe merkezine Bolaman,Perşembe, Ulubey, Hansamana (Gölköy) ve Aybastı bucakları bağlı idi.
Ordu ilçesi 1920 yılına kadar Trabzon Vilayetine bağlı bir kaza merkezi iken 17 Nisan 1920 tarih ve 69 sayılı “Ordu Müstakil Livası Teşkiline Dair Kanunla” merkezi Ordu olmak üzere Canik Sancağına bağlı olan Fatsa kazası da Ordu’ya bağlanmış ve müstakil Ordu Livası teşkil edilmiştir.1923 yılında Sancak adı Vilayet olarak değiştirilerek bugünkü mülki taksimata Ordu Vilayeti olarak yerini almış bulunmaktadır.Bugün bilindiği gibi 18 ilçesi 5 bucağı 65 belediyesi 505 köyü ve 327 mahallesi bulunmaktadır.Doğu karadeniz bölgesinin eşsiz doğa güzelliklerini sinesinde toplayan Ordu İlimizin İlçeleri; Akkuş, Aybastı, Çamaş, Çatalpınar, Çaybaşı, Fatsa, Gölköy, Gülyalı, Gürgentepe, İkizce, Kabadüz, Kabataş, Korgan, Kumru, Mesudiye, Perşembe,Ulubey ve Ünye’dir.
ORDU İLİMİZDENDE BU KADAR. Sevgi ve sağlıkla kalın. Cesuryurekler.
Yüreğinden silip atarsan eğer Hayat bağlarımdan koparım inan Ufkumun güneşi; Batarsan eğer Şu kaldırımlarda yatarım inan.. Dağılır güzele olan inancım Bir ise bin olur gönlümde acım Toprak suya, bense sana muhtacım En olmaz yerlere saparım inan.. Örterim üstüme kara geceyi Çekerim seninle her işkenceyi Aklının ucuna gelmeyen şeyi Başın için olsun yaparım inan.. Saçının teline dokansa biri Açsanda kalbini girse içeri Kendimi caddede ben diri diri Benzinle gazla yakarım inan.. Şiirlerim çatlar orta yerinden Kimi acısından, kimi derdinden Ecel dönmüş ise son seferinden Kanlı ellerinden tutarım inan.. Ali SÖNMEZ
bu mesajı bildiklerinize iletin... Okan Sönmez 20 yasinda lösemi (kan kanseri) hastasi, GATA TIP FAKULTESI'nde yatiyor, hayatta kalmak icin hergün en az iki ünite trombosite ihtiyaci var. Ama kan grubu B rh (-) (negatif) oldugu icin ailesi kan (daha dogrusu trombosit) verecek donör bulmakta zorlaniyor. Babasi Hayrettin Sönmez insanlarin ilgisizliginden yakiniyor. Isyeri olan İstanbul Büyüksehir Belediyesine yaptiği basvuruya 30 bin çalisan arasindan sadece 3 kisi cevap vermis. Oglunu yasatabilmek icin varini yogunu ortaya koyuyor.
Eger siz veya bir tanidiğiniz B rh (-) (negatif) kana sahipse LUTFEN Hayrettin Sönmez'e ait 0535 74487 10 numarali telefonu arayin. Yok ben böyle islerle ilgilenmem(?) diyorsaniz, en azindan mouse'unuzu birkac kez tiklatarak bu mesaji adres defterinizdeki kisilere yollayin.
Orda yatan sizin cocugunuz veya kardesiniz olabilirdi.
Not: Trombosit kanin pihtilasmasina yol acan bir maddedir. Kisi trombosit verdikten 3 gün sonra yeniden trombosit verebilir. Saglikli bir insan yilda 24 kez trombosit verebilir. Kandaki trombosit ayristirilmasi islemi yaklasik 50 ile 70 dakika arasinda sürmektedir eğer bunu yapamıyorsanız en azından mousenizi bi kaç kez tıklatarak bu gence yardımcı olabilirsiniz, unutmayın bu, siz yada kardeşiniz yada çok sevdiğiniz biri de olabilirdi...
Seninle olmanın en güzel yanı ne biliyor musun?
Elin elime değmeden avuçlarımı terleten sıcaklığını taa içimde hissetmek.
Seninle olmanın en kötü yanı ne biliyor musun?
''Seni seviyorum'' sözcüğü dilimin ucunu ısırırken her konuşmamızda boş yere saatlerce havadan sudan söz etmek.
Seninle olmanın en heyecanlı yanı ne biliyor musun?
Aynı şeyleri seninle aynı anda düşünmek birlikte ağlamak gülmek. Ve buradayken bile seni çılgınca özlemek...
Seninle olmanın en acı yanı ne biliyor musun?
Seni hiç tanımadığım bir sürü insanlarla paylaşmak.
Senin yanında olan, seninle konuşan herkesi çocukça kıskanmak.
Seninle olmanın en mutlu yanı ne biliyor musun?
Tanıdık birileriyle karşılaşma tedirginliği ile yollarda yürümek yan yana...
Elimdeki şemsiyeye inat yağmurda ıslanmak birlikte.
Elimde kır çiçeğiyle seni beklemek... Aynı mekanlarda aynı yiyecekleri yemek.
Seninle olmanın en romantik yanı ne biliyor musun?
Sensiz gecelerde sana söyleyemediklerimi yıldızlara aya anlatmak...
Okuduğum kitabın sayfalarında dinlediğim şarkıların türkülerin şiirlerin her mısrasında
seni bulmak.
Seninle olmanın en zor yanı ne biliyor musun?
Seni kaybetme korkusuyla hayatta ilk kez tattığım o tarifsiz duygularımı umut
denizinin ortasında küreksiz bir sandala hapsetmek.
Sevgili yerine yıllarca dost kalmayı başarmak.
Yalın ayak yürümek bıçağın en keskin yerinde.
Kanadıkça tuz yerine gözyaşlarımı basmak yüreğime.
Seninle olmanın tek yan etkisi ne biliyor musun?
Nereden bileceksin?
Sen benimle hiç olmadın ki. Olsaydın avuçlarım terlemezdi...
Isırmazdım dilimin ucunu... Özlemezdim seni yanımdayken.Kıskanmazdım.
Korkmazdım yollarda yürümekten. Islanmazdım yağmurlarda...
Yıldızlara aya dert yanmaz, böyle her şarkıda sarhoş olmazdım.
Korkmazdım seni kaybetmekten ayaklarım kan revan atlardım sandaldan denize...
Ve her kulaçta haykırırdım seni..
Ama sen hiç benimle olmadın ki...
YA AKLIN BAŞKA YERLERDEYDİ YA YÜREĞİN.........
Get your own Chat Box!Go Large!